Küresel Ticaretin Yeni Kalkanı: Türk Reasürans ve Alacak Risk Platformu (ARP) ile Güvenli Büyüme

Küresel ekonomi, jeopolitik gerilimlerin ve finansal dalgalanmaların gölgesinde oldukça hassas bir dönemden geçiyor. Özellikle Amerika, İsrail ve İran ekseninde Orta Doğu’da tırmanan gerilimler, piyasalar tarafından yakından takip ediliyor. Henüz döviz kurlarında radikal bir sıçrama görülmemiş olsa da, petrol fiyatlarındaki hareketlilik ve arz daralması riski, maliyet enflasyonunu tetikleme potansiyelini koruyor. Bu karmaşık tabloda, Türk sanayicisi ve ihracatçısı için en kritik konu, “alacak yönetimi” haline gelmiş durumda. Türk Reasürans (Türk Re) Genel Müdür Yardımcısı Sayın Ali Sertaç Canal’ın vurguladığı üzere, belirsizlik dönemlerinde ticaretin sürdürülebilirliği ancak doğru risk analizleri ve güçlü teminat yapılarıyla mümkündür.

Jeopolitik Riskler ve İhracat Pazarlarındaki Değişim

Türkiye’nin ekonomik vizyonunda ihracat öncelikli bir yere sahip. Son dönemde tekstilden gıdaya kadar pek çok sektörde Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Katar gibi pazarlar stratejik birer adres haline geldi. Ancak Orta Doğu’daki sıcak gelişmeler, bu pazarlarda faaliyet gösteren Türk işletmeleri için doğrudan bir ticari risk oluşturuyor. Ali Sertaç Canal, yurt içindeki risklerin henüz tam anlamıyla tetiklenmediğini ancak dövizdeki olası aşırı artışların ve enerji maliyetlerindeki yükselişin ilerleyen süreçte finansal sıkıntıları beraberinde getirebileceği konusunda uyarıyor. Bu noktada alacak sigortası, sadece bir tazminat aracı değil, aynı zamanda işletmelerin önünü görmesini sağlayan bir “yol gösterici” olarak konumlanıyor.

KOBİ-Üstü İşletmeler: 15 Milyar TL’lik Dev Teminat Hacmi

2019 yılında başlayan devlet destekli alacak sigortası (DDS), Türkiye’de risk bilincinin oluşmasında büyük rol oynadı. Ancak enflasyonist süreçle birlikte ciroların hızla artması, birçok firmayı KOBİ tanımının dışına çıkardı. Türk Reasürans, bu boşluğu doldurmak amacıyla 2023 yılında yıllık cirosu veya mali büyüklüğü 1 milyar TL’nin üzerinde olan büyük işletmeler (KOBİ-üstü) için özel bir ticari alacak sigortası ürünü geliştirdi.

Bu ürün, kısa sürede büyük bir talep görerek yaklaşık 15 milyar TL’lik bir iş hacmine ulaştı ve devlet destekli sigorta hacmiyle başa baş gelmeye başladı. Canal’ın belirttiği gibi, KOBİ-üstü segmentte “terzi işi” (tailor-made) çözümler sunuluyor. Büyük işletmelerin karmaşık ihtiyaçlarına göre esnetilebilen bu poliçeler, 180 güne kadar vade imkanı tanırken; gıda, metal (bakır, demir-çelik), kablo ve kimya gibi B2B ticaretin yoğun olduğu sektörlerde can suyu niteliği taşıyor.

Sektörel Dinamikler ve Vade Yönetimi

Sektör bazlı analizlere baktığımızda, gıda sektöründe vadelerin nispeten uzun (90 gün ve üzeri) seyrettiği görülüyor. Öte yandan, bakır ve metal gibi emtia değeri yüksek sektörlerde, ani fiyat dalgalanmalarından korunmak adına işletmelerin daha kısa vadeli veya peşin çalışmaya yöneldiği gözlemleniyor. Türk Reasürans, bu noktada sunduğu esnek poliçe yapılarıyla işletmelerin değişen konjonktüre uyum sağlamasına yardımcı oluyor.

Dijital Devrim: Alacak Risk Platformu (ARP)

Alacak sigortası sektöründeki en inovatif gelişme ise şüphesiz Türk Reasürans ve iştiraki TIRAP tarafından %100 yerli yazılımla geliştirilen Alacak Risk Platformu (ARP) oldu. Ali Sertaç Canal’ın “ticaretin dinamizmini teknolojiyle bağdaştırmak” olarak tanımladığı bu platform, sigorta poliçesini durağan bir evrak olmaktan çıkarıp, anlık bir yönetim paneline dönüştürüyor.

ARP, üç aşamalı bir vizyonla kurgulanmıştır:

  1. Birinci Faz: İşletmeler online olarak portföylerini görebiliyor, yeni alıcılar için limit talep edebiliyor ve mevcut limitlerini anlık olarak artırabiliyor.
  2. İkinci Faz: Hasar başvurularının dijital ortamdan, e-posta veya yazılı belge trafiğine girmeden hızlıca yapılması hedefleniyor.
  3. Üçüncü Faz: Sürecin tamamen mobil aplikasyon üzerinden yönetilmesi planlanıyor.

Bu platform sayesinde bir sanayici, bir fuarda veya iş görüşmesinde el sıkışmadan hemen önce, cep telefonundan alıcı firmanın risk durumunu sorgulayabiliyor. Türk Reasürans’ın sağladığı risk analizi sayesinde, alıcıya ne kadar kredi limiti tanınacağı veya satışın daha güvenli yöntemlerle yapılıp yapılmayacağı saniyeler içinde netleşiyor.

Risk Yönetimi Ücretsiz Bir “Danışmanlık” Hizmetidir

Alacak sigortası üç temel saç ayağına dayanır: Risk yönetimi, tahsilat hizmeti ve tazminat. Ali Sertaç Canal, işletmelerden gelen “poliçe almadan sadece risk analizi hizmeti alabilir miyiz?” sorusuna, mevzuat gereği bu hizmetin şu an sadece poliçe sahiplerine sunulabildiğini belirterek açıklık getiriyor. Ancak poliçe yaptıran her işletme için bu kapsamlı analiz ve yol göstericilik tamamen ücretsiz bir hizmet olarak sunuluyor.

Sonuç Olarak; Küresel belirsizliklerin arttığı bu dönemde, alacak sigortası ve Türk Reasürans’ın sunduğu ARP gibi dijital çözümler, Türk reel sektörü için bir opsiyon değil, zorunluluktur. Ali Sertaç Canal ve ekibinin yerli kaynaklarla geliştirdiği bu ekosistem, işletmelerin sermaye güvenliğini sağlarken, aynı zamanda “kime mal satmalıyım?” sorusuna verilecek en güvenilir cevabı teknolojiyle sunmaktadır. Ticaretin hızı ile riskin yönetimi arasındaki dengeyi kuran bu yeni nesil sigortacılık anlayışı, Türkiye’nin büyüme hedeflerinin en güçlü dayanaklarından biri olmaya devam edecektir.

Ticari alacak sigortası ve dijitalleşen risk yönetimi süreçleri hakkında hazırladığım, web sitenizde veya blog sayfanızda değerlendirebileceğiniz uzman görüşü odaklı soru-cevap çalışması aşağıdadır:

1. Günümüzün jeopolitik belirsizlik ortamında ticari alacak sigortası işletmeler için neden kritik bir öneme sahiptir?

Küresel piyasalarda, özellikle Orta Doğu eksenindeki (ABD, İsrail, İran) gerilimlerin tırmandığı dönemlerde, döviz kurları ve petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar maliyet enflasyonunu tetikleme potansiyeline sahiptir. Türk Reasürans Genel Müdür Yardımcısı Ali Sertaç Canal’ın da belirttiği üzere, bu tür dönemlerde ihracat pazarlarındaki (Mısır, Suudi Arabistan, BAE vb.) finansal sıkıntılar doğrudan Türk işletmelerinin alacak kalitesini etkileyebilmektedir. Alacak sigortası, işletmelere sadece bir tazminat güvencesi sunmakla kalmaz; aynı zamanda belirsizliğin arttığı dönemlerde “yol gösterici” bir risk analiz desteği sağlayarak sermayeyi koruma altına alır.

2. “KOBİ-üstü” ticari alacak sigortası nedir ve hangi işletmeler bu kapsamdan yararlanabilir?

KOBİ-üstü ticari alacak sigortası, enflasyonist ortamda ciroları hızla artarak standart KOBİ tanımının dışına çıkan büyük işletmeler için Türk Reasürans tarafından geliştirilmiş özel bir üründür. Bu sigortadan yararlanabilmek için işletmenin yıllık cirosunun veya mali büyüklüğünün 1 milyar TL’nin üzerinde olması ve B2B (tüzel kişiden tüzel kişiye) vadeli satış yapması gerekmektedir. Şu an için perakende sektörü (doğrudan bireye satış yapanlar) bu kapsamın dışındadır.

3. Yeni devreye alınan Alacak Risk Platformu (ARP) ticaretin hızına nasıl katkı sağlıyor?

ARP, Türk Reasürans ve iştiraki TIRAP tarafından %100 yerli yazılımla geliştirilen, sigorta süreçlerini dijitalleştiren bir platformdur. Geleneksel sigortacılıktaki e-posta veya yazılı belge trafiğinin aksine, ARP üzerinden işletmeler anlık olarak portföylerini görüntüleyebilir, yeni alıcılar için online limit talep edebilir ve mevcut limitlerini güncelleyebilirler. Sayın Canal’ın ifadesiyle, bir sanayici bir fuarda el sıkışmadan hemen önce cep telefonundan alıcı firmanın risk durumunu sorgulayabilecek hıza ulaşmaktadır.

4. Alacak sigortası kapsamında sağlanan risk analizi hizmetinden poliçe yaptırmadan faydalanmak mümkün müdür?

Sektörde sıklıkla merak edilen bu konuya Ali Sertaç Canal açıklık getirmiştir: Mevzuat gereği, Türk Reasürans şu an için bu kapsamlı risk analizi ve seceresi tutma hizmetini sadece poliçe sahiplerine sunabilmektedir. Ancak poliçe yaptıran her firma için risk yönetimi, tahsilat hizmeti ve tazminat desteği bir bütün olarak ve ARP üzerinden ücretsiz bir katma değer olarak sunulmaktadır.

5. Hangi sektörler alacak sigortasına daha fazla ilgi gösteriyor ve vadeler nasıl belirleniyor?

Özellikle gıda, metal (bakır, demir-çelik), kablo ve kimya gibi B2B ticaretin yoğun olduğu ve hammadde fiyatlarının dalgalandığı sektörlerde alacak sigortası kullanımı oldukça yaygındır. Vade yapıları sektöre göre değişkenlik göstermektedir; örneğin gıda sektöründe vadeler 90 gün ve üzerine çıkabilirken, bakır gibi emtia değeri yüksek alanlarda fiyat riskinden korunmak için vadelerin daha kısa tutulduğu görülmektedir. Alacak sigortası, bu farklı ihtiyaçlara göre 180 güne kadar esnek vade çözümleri sunabilmektedir.

author avatar
cahitadilkaner@gmail.com
tr_TRTurkish